AnasayfaHakkımızdaAraştırma MerkezleriYayınlarHizmetlerimizBasında TASAVBağlantılarGalerilerİletişim

İKİ VİTESLİ DEĞİL ÇOK VİTESLİ AB’YE DOĞRU

“İki vitesli AB”, “ikili AB”, “değişken geometrili AB”, “AB alakart”, “çok değişkenli AB”, “geliştirilmiş işbirliği”, “imtiyazlı ortaklık” gibi pek çok terim, Avrupa Birliği (AB)’nin genişleme sürecindeki tartışmaların vazgeçilmez konu başlıklarını oluşturagelmiştir. An itibarıyla, bir yanda içine 30’dan fazla ülkeyi alarak genişlemeye çalışan bir AB realitesi var iken, diğer yanda yeni ülkeleri karar alma mekanizmasından dışlamaya yönelik bir eğilim kuvvetli biçimde kendisini hissettirmektedir. İlk bakışta bu eğilimler birbirine tezat gibi algılansa da, öyle görünüyor ki, her iki yöndeki gelişme de AB kurucu-merkezî (core) üyelerini ekonomik ve jeopolitik yönden tatmin etmeye devam ettiği sürece bu tartışmalar sürüp gidecektir. Yeni üyeler alarak coğrafî açıdan genişlemesi ihtimali dahi AB’nin hem uluslararası alanda hem de sınır çevresinde gücünü hissettirmesine katkı sağlamaktadır. Ancak yeni alınan veya alınma ihtimali olan ülkelerin AB’nin temel üyelerinin istekleri yönünde karar alınmasını engelleme potansiyeline karşı her zaman ikili veya çoklu sistem sopası da hazır tutulmaktadır.

AB, kurucu üyelerine zaman içerisinde yeni üyeler katarak ve yeni üyeler planlayarak şimdilik 36 ülkeyi kapsayan bir gelecek tasavvuru içerisindedir. Ancak AB mutfağında benzer sıkıntılar yaşayan ve benzer idealleri paylaşan 6 ülke için politika hazırlanırken hiç gözlenmeyen pek çok sorun, 27 ülkeye göre politika belirlenirken açık biçimde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sıkıntıların başında da “demokratik açık” (democratic gap) gelmektedir. AB kurumlarında varolan “çoğunluğa dayalı karar alma” mekanizması kurucu azınlığı rahatsız etmeye başlamış, AB kurumlarının yetkinliği sorgulanmış ve yaşanan ekonomik sıkıntılarla halkın AB’ye olan güveni diplere gerilemiştir. Her genişleme dalgası sonrası, bu durum tartışma konusu olmuştur ve bu sorgulama günümüzde de devam etmektedir. Sonuçta, kurucu azınlığın çıkarlarını koruma adına imtiyazlı üyelik, imtiyazlı ortaklık, iki vitesli Avrupa, iki tekerlekli Avrupa gibi pek çok teori ortaya atılmıştır. AB’nin kapısında en uzun süre beklettiği aday ülke olan Türkiye ise bu teorilerden en çok nasibini alan ülke durumundadır. Özellikle 2008 yılında başlayan küresel ekonomik daralma ve sonrasında Yunanistan temelinde AB içerisinde yaşanan ekonomik kriz, AB’ye yeni “dışlama teorileri”ni kurgulamak ve “ikinci sınıf üyeliği” prova etmek için fırsat yaratmıştır.

Çok değil kısa süre önce, Aralık 2012’de gerçekleştirilen AB Başkanları Zirvesi’nde -ki AB’nin geleceğinin tartışıldığı en önemli AB organı bu zirvedir- AB’nin geleceğindeki iki aşamalı sisteme geçiş hızlandırılmıştır. Bir benzetmeyle söylenecek olursa, bu sisteme geçildiğinde, AB içinde “müşteri” olan üye ülkelerin bazıları “altın kart sahibi” olurken, bazıları “platin kart” ve bazıları da “gümüş kart” sahibi olmayı kabul etmek durumunda kalacaktır.

 

Metnin tamamını okumak için PDF linkini tıklayınız

YAYINLAR
İletişim BilgilerimizBizi Takip Edin
Nasuh Akar Mah. 1.Cadde No:43/4 Balgat-Çankaya/ANKARA Tel:0312 287 8899 Faks:0312 285 4499