AnasayfaHakkımızdaAraştırma MerkezleriYayınlarHizmetlerimizBasında TASAVBağlantılarGalerilerİletişim

İHTİYAÇ ÂKİL İNSANLARA MI YOKSA ÂRİF İNSANLARA MI?

Bir şeyin mâhiyetini ismi mi belirler, yoksa mâhiyet midir onu adlandıran? Bilindik bir tartışma aslında, yeni bir şey söyleyecek de değiliz. İçeriği güçlü olmayan hazırlıkların genelde “alengirli başlıklar”la kurtarılmaya çalışıldığının altını çizmek istiyoruz sadece. Gazeteye manşet atmak gibi. Dikkat çekici olmalı ki okuyucu nazarını kaydırsın satırlara ve tabiî başlığın gölgesinde yazılanları anlamlandırsın. Okumayan ise birkaç sözcükten ibaret başlıktan kendince bir kanâate ulaşsın.

Nihâyetinde “âkil insanlar” başlığında karar kılınması da tıpkı bunun gibi. Seçilen isimlere “âkil” pâyesi verilirken, topluma da “bak bunlar âkil kişiler, söylediklerini/söyleyeceklerini dikkate al!” denilmektedir. İsimleri belli olan ve Türkiye’nin uzun yıllardır uğraştığı sorunun çözümüne katkı sunması beklenen bu isimlerin her biri hakkında düşüncelerimizi serdedecek değiliz. Zahmetli ve gereksiz bir uğraş çünkü. Ama birkaç kelâm etmek de lâzım, özellikle gazete yazarları ve sanatçı başlığı altında o listeye dâhil edilenler hakkında.

Sanatçı/oyuncu tartışmasına girecek ya da entelektüel ile köşe yazarı arasındaki farklılıkları sıralayacak da değiliz. Hatta gazetecilik mesleğinin nerede başlayıp nerede bittiğine -meseleyi aslî mecrasından uzaklaştıracağı için- değinmeyeceğiz; ama eskiden fıkra müellifi olarak adlandırılan köşe yazarlarına, şimdilerde her konuda fikirlerini serdederek toplumu aydınlatan, “İngiliz anahtarı” misâli entelektüel muamelesi yapılmasına itirazımızın olduğunu da belirtmeliyiz.

Başlığın, içeriği tanımladığı bir yeni durumla karşı karşıyayız yine. Bizde bütün meseleler sloganlar etrafında tartışıldığından pek de yabancısı olduğumuz bir durum değil bu. Klâsik “devletlû” mantığın bir yansıması zaten, “devlet sanatçısı” gibi “devletin âkil insanları”. Onların âkil kişiler olduğu kendilerini seçenler tarafından tescillendi artık. Bu isimleri belirleyenlerin nasıl bir sıfata layık oldukları ise ayrı bir mesele, öyle ya, âkil isimleri belirleyebilecek akla sahip olanların vasfı, karar veren olmaklığından, daha üstün olmalı âkillerden. Ama âkil adam sıfatının artık sahipleri var, geriye birkaç sıfat kalıyor ki, “âkil adam sarraflığı” en hafifi. Bir şeyi kıymetlendiren ya da bir şeyin kıymetli olduğuna karar veren yüce şahsiyetler, uluğ kişiler, Tanrı’dan kut alanlar, masumlar… Derler ki iktidar gücünün zirvesi, onun tanrısallığının göstergesi, öldürme yetisi değildir; bağışlama, yani yaşatma kuvvesidir. Omnipotent olma durumu yâni. Oraya ne kadar var bilmiyoruz; ama yolun seçmekten, onurlandırmaktan, değer tespitinden geçtiğini biliyoruz. İktidar tarafından tescillenmenin entelektüel için anlamı, ürünün “bandrollenmesi”yle aynı kapıya çıkar; ama buna itiraz etmek için, Sokrat olmak ya da bir bildiriye imza koymak gerekir. 
 

Metnin tamamı için PDF linkini tıklayınız...

YAYINLAR
İletişim BilgilerimizBizi Takip Edin
Nasuh Akar Mah. 1.Cadde No:43/4 Balgat-Çankaya/ANKARA Tel:0312 287 8899 Faks:0312 285 4499