AnasayfaHakkımızdaAraştırma MerkezleriYayınlarHizmetlerimizBasında TASAVBağlantılarGalerilerİletişim

ABD’de Yasama-Yürütme İlişkisinin Niteliği ve Ermeni İddiaları

SUNUŞ
I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Osmanlı Devleti’nin dört bir tarafta savaşmasını bağımsızlık emellerine ulaşmak için bir fırsat olarak gören Ermeniler, ayaklanmanın da ötesine geçerek, kurtarıcıları olarak gördükleri düşman askerî güçlerine yardım ve yataklık etmişlerdir. Savaş şartlarında gerekli askerî tedbirleri almak gibi meşrû bir hakka başvuran Osmanlı Devleti ise, Ermenileri savaş alanından ve yardım ettikleri Rus ordularından uzak bir bölgeye göç ettirmek zorunda kalmıştır.

Ermeniler, zorunlu göçün ve bu esnada yaşanan ölümlerin bilinçli ve planlı bir soykırım eylemi olduğunu iddia edegelmiştir. Bu kapsamda, Ermeni diasporasının tarihî gerçekleri saptırarak yaşananların “20. yüzyılın ilk soykırımı” olarak tanınması için yürüttüğü bir propaganda kampanyası yaklaşık 50 yıldır devam etmektedir. Bu süreçte Ermeni diasporasının hedeflerinden biri, dünya parlamentolarında yaşananların “soykırım” olarak nitelendirildiği yasa ve/veya kararların kabulünü sağlamaktır. Bu çerçevede, onlarca ülke parlamentosunda girişimde bulunulmuş, bazılarında da bu hedefe ulaşılmıştır. ABD de soykırımı tanıyan ülkelerin listesine uzun bir süredir dâhil edilmeye çalışılmaktadır. Bu hedef henüz gerçekleşmemiştir.

Ermenilerin ABD’de uzun yıllardır yürüttükleri kampanyaya rağmen Kongre’de bu yönde bir yasama faaliyetinin şimdiye dek sonuçlandırılamamış olmasının birçok sebebinin olduğu açıktır. Bugüne kadar ABD Kongresi’ndeki Ermeni faaliyetlerine dair çok şey yazılmış ve söylenmiştir. Bu raporda ise, farklı bir bakış açısıyla Ermeni faaliyetlerinin hedefine varamamış olmasının altında yatan önemli bir sebep analiz edilmektedir.

Konur Alp Koçak tarafından Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı için hazırlanan bu raporda, Ermeni iddialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, yaşananların soykırım suçunu oluşturup oluşturmadığı gibi hususlar değil, ABD siyasî sisteminin içinde bulunduğu durumun Ermeni iddialarını dile getiren yasama faaliyetlerine nasıl tezahür ettiği incelenmektedir. Bu çerçevede, önemli dış politika meseleleri söz konusu olduğunda, ABD siyasî sisteminde yasama ve yürütme organları arasındaki ilişkinin nasıl şekillendiği irdelenmekte, dış politika belirleme sürecinde Başkan’ın üstünlüğü nasıl ele geçirdiği ve bu alana egemen olduğu açıklanmaktadır.

Raporda, Başkan ve Kongre’nin dış politikanın belirleyicisi olma yönünde bir mücadeleye giriştiği, bu mücadeleden Başkanların galip çıktığı, Başkanların Ermeni iddialarına Kongre üyelerinden farklı bir şekilde yaklaştığı, bu yaklaşım farklılığının da Ermenilerin beklediği bir kararın/yasanın kabulüne engel olduğu savunulmaktadır. Rapor, siyasî sistemin dış politika kararlarına etkisini ortaya koyarken, Başkanlık sisteminde dış politika karar alma mekanizmasının nasıl işlediğini de gözler önüne sermektedir.

TASAV Dış Politika Araştırmaları Merkezi’nin koordinatörlüğünde hazırlanan bu çalışmada varılan sonuçlar göstermektedir ki, yasama-yürütme ilişkilerinin niteliği de Ermeni girişimlerinin akıbetini belirleyen önemli etkenlerden biridir. Buna dayanılarak, raporda hem 2015’e yaklaştığımız bu günlerde Ermeni iddialarına ilişkin bazı politika tavsiyeleri ortaya konmakta, hem de Türkiye’nin gündeminde olan Başkanlık sistemi tartışmalarına bir dış politika uzmanının bakış açısıyla farklı bir yorum getirilmektedir.

Bu vesileyele, raporun hazırlanmasında emeği geçen tüm Türk Akademisi çalışanlarına teşekkür ederim.


İsmail Faruk AKSU
 TASAV BAŞKANI

 

YAYINLAR
İletişim BilgilerimizBizi Takip Edin
Nasuh Akar Mah. 1.Cadde No:43/4 Balgat-Çankaya/ANKARA Tel:0312 287 8899 Faks:0312 285 4499